Avrupa’da Uzaklaştırma Kararları: Delil, Süre ve Yargısal Denetim

Aile içi şiddet tehlikesi karşısında devletin hızlı hareket etmesi zorunludur. Ancak hızlı koruma ile adil yargılanma hakkı birbirinin alternatifi değildir. Sağlıklı bir hukuk sisteminde geçici koruma kararı gerektiğinde karşı taraf dinlenmeden verilebilir; fakat bu kararın kısa tutulması, somut bir risk değerlendirmesine dayanması ve gecikmeden çekişmeli yargısal denetime açılması gerekir.

Almanya, Avusturya, İsveç, Fransa ile İngiltere ve Galler’de uygulanan sistemler aynı değildir. Buna rağmen bu ülkelerde ortak bir eğilim görülmektedir: Kişiyi ortak konuttan çıkaran veya çocuklarıyla ilişkisini etkileyen ağır bir tedbirin süresi ve kapsamı arttıkça delil, gerekçe, ölçülülük ve karşı tarafın dinlenmesi yönündeki güvenceler de güçlenmektedir.

Türkiye’de ise 6284 sayılı Kanun’un özellikle ilk tedbir kararında “delil veya belge aranmaz” hükmünü kabul etmesi, ilk kararın altı aya kadar verilebilmesi ve kanunda zorunlu, kısa süreli bir yüz yüze duruşma mekanizmasının bulunmaması önemli bir yapısal ayrışma yaratmaktadır. Bu durum, şiddet mağdurunun korunması bakımından hız sağlarken, soyut veya gerçeğe aykırı iddialarla yapılan başvurular karşısında sistemin kötüye kullanılmasını önleyecek güvenceleri zayıflatabilmektedir.

Avrupa Sistemlerinin Karşılaştırmalı Görünümü

Ülke

İlk karar mercii

Karşı taraf dinlenmeden karar

Aranan temel eşik

İlk kararın süresi

Hızlı duruşma veya denetim

Almanya

Aile mahkemesi

Acil hâllerde mümkün

Şiddet, tehdit veya ciddi takip olgusunun inandırıcı biçimde ortaya konulması

Mahkeme olayın koşullarına göre sınırlar

Karşı tarafın talebi üzerine dinlenme ve yeniden inceleme

Avusturya

İlk aşamada polis; devamında bölge mahkemesi

Polis tedbirinde evet

Yaşam, sağlık veya özgürlüğe yönelik tehlikeli saldırı ihtimali

Polis tedbiri iki hafta

Mahkemeye başvurulursa polis tedbiri en fazla dört haftaya uzar

İsveç

Savcı; itiraz üzerine bölge mahkemesi

Acil durumda mümkün

Özel koşullara dayalı suç, takip veya ciddi taciz riski

Ortak konut bakımından en fazla iki ay

Talep üzerine duruşma kural olarak en geç dördüncü gün

Fransa

Aile hâkimi

Ağır ve yakın tehlikede 24 saatlik geçici karar mümkün

Şiddet ve tehlikenin gerçekleşmiş olmasını ciddi biçimde muhtemel gösteren unsurlar

Esas koruma kararı en fazla 12 ay

Tarafların katıldığı çekişmeli süreç sonunda karar

İngiltere ve Galler

Aile mahkemesi

Acil durumlarda mümkün

Yeminli/tanık beyanı ve olayın niteliğine göre mahkemenin risk değerlendirmesi

Kanunda bütün kararlar için tek süre yoktur

Bildirimsiz karardan sonra karşı tarafa itiraz ve yeniden dinlenme olanağı

Tablodaki süreler aynı hukuki işleme karşılık gelmemektedir. Örneğin Avusturya’daki iki haftalık süre bir polis müdahalesidir; Fransa’daki 12 aylık süre ise tarafların çağrıldığı ve delillerin çekişmeli biçimde tartışıldığı hâkim kararıdır. Bu nedenle yalnızca süreleri karşılaştırmak yanıltıcıdır. Asıl önemli ölçüt, uzun süreli kararın hangi usul güvenceleriyle verildiğidir.

Almanya: Acil Koruma ile Mahkeme Denetiminin Birlikte Yürütülmesi

Almanya’da şiddetten korunma tedbirlerinin temel dayanağı Şiddetten Korunma Kanunu’dur. Şiddet uygulayan veya hukuka aykırı tehditte bulunan kişiye yaklaşmama, iletişim kurmama, belirli yerlere gitmeme ve ortak konutu terk etme yükümlülükleri getirilebilir. Esas karar mercii aile mahkemesidir.

Acil durumlarda karşı taraf önceden dinlenmeden geçici emir verilmesi mümkündür. Ancak bu imkân, başvurucunun hiçbir somut olgu ortaya koymadan uzun süreli sonuç elde edebileceği anlamına gelmez. Başvurunun dayandığı olayların mahkeme önünde inandırıcı hâle getirilmesi gerekir. Mahkeme, müdahalenin kapsamını ve süresini somut olayın özelliklerine göre belirler.

Ortak konutun mağdura tahsis edilmesi de sınırsız değildir. Alman hukukunda fiziksel saldırı, sağlık veya özgürlüğe yönelik tehdit ve birlikte yaşamayı katlanılamaz hâle getiren davranışlar arasında bağlantı kurulması beklenir. Kararın muhatabı, dinlenmesini ve kararın yeniden incelenmesini isteyebilir.

Almanya bakımından dikkat çeken unsur, tedbirin yalnızca “koruma amacı” taşımasının yeterli görülmemesidir. Tedbirin neyi yasakladığı, neden gerekli olduğu ve olayın ağırlığıyla orantılı bulunup bulunmadığı yargısal değerlendirmeye tabidir. Kanun metni kadın veya erkek ayrımı yapmaksızın “kişi” üzerinden kurulmuştur. Almanya Şiddetten Korunma Kanunu

Avusturya: İki Haftalık Polis Tedbiri ve Kademeli Koruma

Avusturya’nın sistemi, acil idari müdahale ile uzun süreli yargısal korumayı birbirinden ayırması bakımından önemlidir. Polis, yaşam, sağlık veya özgürlüğe yönelik tehlikeli bir saldırının gerçekleşmesinden korkulmasını gerektiren olgular varsa kişiyi konuttan çıkarabilir ve konutun çevresine yaklaşmasını yasaklayabilir.

Polisin verdiği bu karar iki hafta geçerlidir. Korunan kişi bu süre içinde bölge mahkemesinden geçici koruma kararı isterse polis tedbiri en fazla dört haftaya kadar devam eder. Böylece başvurunun mahkemeye taşınması için zaman sağlanır; fakat polis tarafından verilen karar kendiliğinden aylarca yürürlükte kalmaz. Avusturya Federal Hükûmeti – Derhâl konuta girme ve yaklaşma yasağı

Mahkeme, fiziksel saldırı, saldırı tehdidi veya ruh sağlığını ciddi biçimde etkileyen davranışlar nedeniyle birlikte yaşamın katlanılamaz hâle geldiğini değerlendirirse ortak konutun terk edilmesine karar verebilir. Konuta ilişkin mahkeme tedbiri kural olarak altı aya kadar uygulanabilir. Devam eden boşanma veya konut kullanımına ilişkin bir dava varsa tedbir, ana davayla bağlantılı biçimde sürdürülebilir.

Avusturya modeli üç aşamalı bir denge kurmaktadır:

  1. Polis, acil tehlikeye hemen müdahale eder.

  2. Polis kararının ömrü iki haftayla sınırlandırılır.

  3. Daha uzun müdahale için mahkeme süreci gerekir.

Bu yapı, şiddet mağdurunun ilk anda korunmasını sağlarken idari kararın uzun süreli bir cezalandırma aracına dönüşmesini önlemeyi amaçlar. Tedbir, kadın veya erkek ayrımı yapılmadan konutta yaşayan ve tehlike altında bulunan herkes için uygulanabilir.

İsveç: Savcı Kararı ve Dört Günlük Duruşma Güvencesi

İsveç’te temas yasağına ilk aşamada savcı karar verir. Olağan temas yasağının yanında, kişinin korunan kişiyle birlikte kullandığı konutta bulunmasını yasaklayan daha ağır bir tedbir de vardır. Ortak konuttan uzaklaştırma kararı için özel koşullara dayanan bir suç riskinin bulunması gerekir.

Kanun, yalnızca riskin varlığını değil, kararın ölçülülüğünü de açıkça aramaktadır. Temas yasağının gerekçeleri, muhatabın hareket özgürlüğüne ve diğer haklarına yapılan müdahaleden daha ağır olmalıdır. Ayrıca karar, somut olayın gerektirdiği sınırlama ve istisneleri içermelidir.

Savcı karar vermeden önce kural olarak taraflara dosyadaki bilgiler hakkında açıklama yapma ve görüş bildirme olanağı tanır. Acil tehlike veya kararın uygulanmasını güçleştirecek bir durum varsa bu aşama ertelenebilir. Bununla birlikte karar yazılı olmalı; kapsamı, hukuki dayanağı, yaptırımı ve sonucu belirleyen gerekçeleri göstermelidir.

Ortak konuta ilişkin temas yasağı en fazla iki ay için verilebilir. Uzatma ancak özel nedenlerle ve her defasında en fazla iki hafta için mümkündür. Daha da önemlisi, karar mahkemeye taşındığında bölge mahkemesi talep olmasa bile duruşma yapmak zorundadır. Olağanüstü bir engel bulunmadıkça duruşma, yargısal inceleme talebinden itibaren en geç dördüncü gün gerçekleştirilir ve dosya duruşmayla bağlantılı olarak karara bağlanır.

Dolayısıyla İsveç sistemi, kişiyi konutundan çıkaran ağır bir tedbiri uzun süre boyunca yalnızca yazılı itirazlar üzerinden sürdürmez. Kararın muhatabına hızlı biçimde hâkim önüne çıkma hakkı tanır. Kanun ayrıca özel koşullar nedeniyle açıkça haklı olan temasları yasağın dışında tutar. Bu hüküm, çocuk teslimi veya zorunlu aile işlemleri gibi durumlarda ölçülü istisneler oluşturulmasına imkân verir. İsveç Temas Yasağı Kanunu

Fransa: Hızlı Fakat Çekişmeli İnceleme

Fransa’da koruma emrini aile hâkimi verir. Ceza şikâyeti yapılmış olması zorunlu değildir. Ancak olağan koruma kararında başvurucu ile karşı taraf duruşmaya çağrılır; sundukları unsurlar çekişmeli biçimde değerlendirilir.

Hâkim, ileri sürülen şiddet olaylarının ve mağdur ya da çocuklar bakımından mevcut tehlikenin gerçekleşmiş olmasını ciddi biçimde muhtemel gösteren nedenler bulunup bulunmadığını inceler. Burada ceza mahkûmiyeti için gereken kesin ispat aranmaz; fakat yalnızca soyut bir iddianın varlığı da kanunda belirtilen değerlendirme ölçütünün yerini tutmaz.

2024 düzenlemesiyle ağır ve yakın tehlike durumları için ayrıca 24 saat içinde verilebilen geçici koruma emri oluşturulmuştur. Bu karar dosyaya eklenen belgeler üzerinden alınabilir; ancak olağan koruma başvurusu sonuçlandığında sona erer. Böylece tek taraflı acil karar ile çekişmeli esas inceleme birbirinden ayrılmıştır.

Olağan koruma kararı en fazla 12 ay sürebilir. Bununla birlikte bu süre, tarafların çağrıldığı, beyan ve delillerin tartışıldığı bir hâkim kararı sonunda uygulanır. Boşanma, ayrılık veya velayete ilişkin dava açılmışsa tedbirlerin devamına karar verilebilir.

Çocukla kişisel ilişki ayrıca değerlendirilir. Hâkim; velayet, çocuğun yerleşim yeri, görüşme ve konaklama hakkı hakkında karar verebilir. Temas yasağı verilmesine rağmen görüşmenin güvenli bir merkezde veya güvenilir üçüncü kişi huzurunda yapılmamasına karar verilecekse bunun özel olarak gerekçelendirilmesi gerekir. Böylece eşin korunması ile çocuğun ebeveyniyle ilişkisi aynı tedbir içinde fakat ayrı ölçütlerle ele alınır. Fransa Medeni Kanunu m.515-9–515-13-1

İngiltere ve Galler: Beyanla Desteklenen Başvuru ve Yeniden Dinlenme

İngiltere ve Galler’de başlıca iki hukukî araç bulunmaktadır. “Non-molestation order” taciz, tehdit ve şiddeti önlemeye; “occupation order” ise ortak konutta kimin kalacağını belirlemeye yöneliktir. Her iki karar da aile mahkemesi tarafından verilir.

Başvurunun bir tanık beyanıyla desteklenmesi zorunludur. Başvurucu karşı tarafa önceden bildirim yapılmadan karar verilmesini istiyorsa, bildirimin neden yapılmadığını da açıklamak durumundadır. Mahkeme; başvurucu veya çocuk açısından ciddi zarar riskini, karşı tarafa bildirim yapılmasının başvurucuyu caydırma ihtimalini ve kararın uygulanmasını engelleme tehlikesini değerlendirir.

Acil durumda karşı taraf dinlenmeden karar verilebilir. Ancak karar, başvuru ve destekleyici beyanlarla birlikte muhataba tebliğ edilir. Kararın değiştirilmesi, uzatılması veya kaldırılması mahkemeden istenebilir. Bildirimsiz kararlar bakımından karşı tarafa savunma yapabileceği yeniden inceleme olanağı tanınması adil yargılanmanın temel unsurudur.

İngiltere ve Galler’de bütün koruma kararları için geçerli tek ve değişmez bir süre bulunmaz. Süre, tedbirin türüne ve olayın koşullarına göre mahkeme tarafından belirlenir. Özellikle konut kullanımına ilişkin kararlarda tarafların konut hakkı, çocukların güvenliği, mali koşullar ve muhtemel zararlar birlikte değerlendirilir. İngiltere ve Galler Aile Usul Kuralları – Part 10

Uzatma İçin Her Ülkede “Yeni Delil” Şartı Var mı?

İncelenen ülkelerin tamamı bakımından “her uzatmada mutlaka yeni delil sunulur” biçiminde ortak bir kural bulunmamaktadır. Bunun yerine uzatma talebinde riskin güncelliği ve tedbirin devamına duyulan ihtiyaç yeniden değerlendirilir.

İsveç’te ortak konuta ilişkin kararın uzatılması özel nedenlere bağlanmış ve her uzatma iki haftayla sınırlandırılmıştır. Avusturya’da iki haftalık polis kararından daha uzun koruma için mahkemeye başvurulması gerekir. Fransa’da kararın 12 aydan sonra devamı, açılmış boşanma veya velayet davası gibi belirli yargısal süreçlerle ilişkilendirilmiştir. İngiltere, Galler ve Almanya’da ise uzatma isteyen tarafın, tedbirin hâlen gerekli olduğunu mahkemeye gösterebilmesi beklenir.

Buradaki temel güvence yalnızca “yeni belge” değildir. Asıl güvence, önceki iddianın otomatik biçimde tekrar edilmemesi; güncel tehlikenin, geçen sürenin ve tedbirin muhatap üzerindeki sonuçlarının yeniden değerlendirilmesidir.

Çocukla Kişisel İlişki Koruma Kararından Ayrı Değerlendirilmelidir

Eşler arasındaki temasın yasaklanması, çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin hiçbir inceleme yapılmadan tamamen kesilmesini zorunlu kılmaz. Çocuğa yönelik somut tehlike varsa görüşme askıya alınabilir. Ancak tehlikenin yalnızca diğer eşe yönelik olduğu durumlarda denetimli görüşme, güvenli teslim noktası, üçüncü kişi aracılığı veya görüşme merkezi gibi daha ölçülü çözümler değerlendirilmelidir.

Fransa bu ayrımı kanun düzeyinde açıkça düzenlemektedir. İsveç hukuku açıkça haklı görülen temasların yasak dışında bırakılmasına izin vermektedir. Almanya ile İngiltere ve Galler’de de kişisel ilişki, çocuğun üstün yararı çerçevesinde ayrı bir aile hukuku değerlendirmesine tabidir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de aile içi şiddet iddialarında makamların bağımsız, kapsamlı ve güncel risk değerlendirmesi yapmasını; alınacak önlemlerin belirlenen riskle orantılı olmasını aramaktadır. Çocuğun güvenliği birincil önemdedir, fakat kişisel ilişkinin kaldırılması da aile hayatına ağır müdahale oluşturduğundan somut ve yeterli gerekçe gerektirir. AİHM’nin 2026 tarihli aile içi şiddet içtihat özeti

Kararlar Gerçekten Cinsiyet Tarafsız mı?

İncelenen ülke mevzuatlarının yaptırım hükümleri genel olarak kadın veya erkek yerine “korunan kişi”, “başvurucu”, “muhatap” ya da “tehlike oluşturan kişi” kavramlarıyla kurulmuştur. Bunun nedeni, kadınların aile içi şiddetten orantısız biçimde etkilenmesini inkâr etmek değil; somut tedbir kararını kişinin cinsiyetine değil, şiddet ve risk olgularına bağlamaktır.

Türkiye’de 6284 sayılı Kanun da yalnızca kadınları değil; çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını koruma kapsamına almaktadır. Bu nedenle kanunun erkekleri hukuken tamamen koruma dışında bıraktığını söylemek doğru değildir. Buna karşılık uygulamanın gerçekten cinsiyet tarafsız olup olmadığı ancak başvurucu ve tedbir muhatabının cinsiyeti, kabul oranları, delil türleri, karar süreleri ve itiraz sonuçları gibi resmî istatistiklerle ölçülebilir.

Türkiye’de 6284 Sisteminin Kötüye Kullanıma Açık Yönleri

Türkiye’de 6284 sayılı Kanun’a göre koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığına ilişkin delil veya belge aranmaz. Önleyici tedbirler ise geciktirilmeksizin verilir. İlk tedbir kararı en fazla altı ay için kurulabilir ve tehlikenin devam ettiği değerlendirilirse uzatılabilir. Karara karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz mümkündür. 6284 sayılı Kanun’un güncel metni

Bu düzenlemenin amacı, şiddet mağdurunun belge toplamak zorunda bırakılması nedeniyle korumasız kalmasını önlemektir. Bu meşru amaç tartışmasızdır. Sorun, delilsiz alınabilen ilk kararın hangi usul güvenceleriyle dengelendiğidir.

Avrupa örnekleriyle karşılaştırıldığında Türkiye bakımından şu yapısal riskler ortaya çıkmaktadır:

  • Delil veya belge aranmayan ilk karar, tek seferde altı aya kadar verilebilir.

  • İsveç’te ortak konuttan çıkarma kararında bulunan dört günlük zorunlu duruşma benzeri açık bir güvence yoktur.

  • Avusturya’daki iki haftalık polis kararından sonra mahkemeye geçişi zorunlu kılan kademeli yapı bulunmamaktadır.

  • Fransa’daki gibi şiddet ve tehlikenin ciddi biçimde muhtemel olduğunu gösteren unsurların çekişmeli olarak tartışılması, ilk kararın kanuni ön şartı değildir.

  • İngiltere ve Galler’deki gibi bildirimsiz başvurunun nedenlerinin ayrıca açıklanmasını zorunlu tutan ayrıntılı bir usul kuralı öngörülmemiştir.

  • İtirazın mutlaka duruşmalı yapılacağına veya kararın muhatabının belirli bir süre içinde hâkim önüne çıkarılacağına ilişkin kesin süre bulunmamaktadır.

  • Tedbir eşle teması aşarak çocukla kişisel ilişkiyi fiilen ortadan kaldırıyorsa, çocuk yönünden ayrı ve somut bir risk değerlendirmesi yapılmaması ağır sonuçlar doğurabilir.

  • Önceki kararın gerekçesini tekrar eden uzatma ve itiraz kararları, güncel risk ile ölçülülüğün gerçekten incelenip incelenmediği konusunda kuşku yaratabilir.

Dolayısıyla Türkiye’deki temel problem şiddet mağduruna hızlı koruma sağlanması değildir. Asıl problem, bu kadar kolay verilen ve aile hayatı üzerinde ağır sonuçlar doğurabilen kararların hızlı, duruşmalı ve etkili bir yargısal denetime bağlanmamış olmasıdır.

Hukuksuzluk Nerede Başlar?

Bir koruma kararının karşı taraf dinlenmeden verilmesi tek başına hukuksuz değildir. Gerçek ve yakın şiddet tehlikesinde böyle bir karar zorunlu olabilir. Hukuka aykırılık riski şu durumlarda belirginleşir:

  • Başvuruda somut olay, tarih veya davranış gösterilmemesine rağmen ağır tedbir uygulanması,

  • Tedbirin neden gerekli olduğunun açıklanmaması,

  • Daha hafif bir önlemin neden yetersiz kalacağının değerlendirilmemesi,

  • Çocukla ilişkinin eşe yönelik tedbirin otomatik sonucu olarak kesilmesi,

  • Kararın muhatabının esaslı itirazlarının karşılanmaması,

  • İlk kararın yeni ve güncel değerlendirme yapılmadan tekrarlanması,

  • Tedbirin fiilen cezalandırma veya boşanma davasında avantaj sağlama aracına dönüşmesi.

Bu nedenle Türkiye’deki sistem için en isabetli tespit, “6284 bütünüyle hukuksuzdur” şeklindeki genelleyici bir hüküm değildir. Daha güçlü ve veriye dayalı sonuç şudur: 6284’ün acil koruma amacı meşrudur; ancak delilsiz karar verilebilmesi, altı aya varan ilk süre ve zorunlu hızlı duruşma bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde sistem, Avrupa’daki bazı örneklere göre keyfî veya amaç dışı kullanıma karşı daha zayıf usul güvenceleri içermektedir.

Sonuç: Koruma ile Hukuk Güvencesi Birlikte Sağlanabilir

Avrupa örnekleri, şiddet mağdurunu korumak için savunma hakkının tamamen ortadan kaldırılmasının zorunlu olmadığını göstermektedir. Avusturya polisi hemen müdahale etmekte, fakat kararını iki haftayla sınırlamaktadır. İsveç savcıya ilk karar yetkisi verirken ortak konuttan çıkarılan kişinin en geç dört gün içinde hâkim önüne çıkmasını sağlamaktadır. Fransa ağır ve yakın tehlikede 24 saatlik koruma sunmakta, olağan kararını ise tarafların katıldığı çekişmeli incelemeye bağlamaktadır. İngiltere ve Galler bildirimsiz başvuruyu yazılı beyan ve özel gerekçeyle destekleme şartı aramaktadır.

Türkiye bakımından ihtiyaç duyulan reform, 6284’ü etkisizleştirmek değil; kararın ağırlığı arttıkça usul güvencelerini güçlendirmektir. Delilsiz ve karşı taraf dinlenmeden verilen ilk karar kısa süreli olmalı; ortak konuttan çıkarma veya çocukla ilişkinin sınırlandırılması hâlinde birkaç gün içinde zorunlu duruşma yapılmalı; uzatma için güncel risk yeniden gösterilmeli ve her tedbir somut, bireyselleştirilmiş ve denetlenebilir gerekçeye dayanmalıdır.

Çünkü hukuk devleti yalnızca mağduru koruyan değil, koruma yetkisinin keyfî veya amaç dışı kullanılmasını da önleyen devlettir.