Yabancı Anne Çocuğu Yurt Dışına Götürürse Ne Olur? Lahey Sözleşmesi ve Babanın Hakları. Yabancı eşle yapılan evliliklerde boşanma yalnızca iki eş arasındaki bir dava değildir. Çocuğun başka ülkeye götürülmesi, velayet kararlarının tanınması, nafaka, mal paylaşımı ve kişisel ilişkinin uygulanması birbirinden farklı uluslararası hukuk sorunları doğurabilir.

Yabancı Eşle Evlilikte Boşanma Neden Daha Zordur?

Bir Türk vatandaşının yabancı bir kadınla evlenmesi başlangıçta yalnızca farklı vatandaşlıklara sahip iki kişinin evliliği gibi görünebilir. Ancak eşler ayrıldığında mesele şu sorulara dönüşebilir:

  • Boşanma davası hangi ülkede açılacaktır?

  • Hangi ülkenin hukuku uygulanacaktır?

  • Çocuğun velayeti hangi mahkeme tarafından belirlenecektir?

  • Çocuk Türkiye’den diğer ülkeye götürülürse nasıl geri getirilecektir?

  • Türk mahkemesinin velayet kararı yabancı ülkede geçerli olacak mıdır?

  • Yabancı ülkedeki boşanma kararı Türkiye’de kendiliğinden geçerli midir?

  • Nafaka ve mal paylaşımı kararları başka ülkede uygulanabilir mi?

  • Baba çocuğunu hangi ülkede ve hangi şartlarla görebilecektir?

Bu sorunların tamamını çözen tek bir “uluslararası boşanma sözleşmesi” bulunmamaktadır. Boşanma, velayet, çocuk iadesi, nafaka, mal paylaşımı ve yabancı kararların tanınması farklı hukuk kurallarına tabi olabilir.

Bu nedenle 1980 Lahey Sözleşmesi yabancı eşle boşanmanın bütün sonuçlarını düzenlemez. Sözleşmenin temel konusu, hukuka aykırı biçimde başka bir ülkeye götürülen veya götürüldüğü ülkede geri getirilmeyen çocuğun mutat meskeninin bulunduğu ülkeye iadesidir.

1980 Lahey Sözleşmesi Nedir?

Tam adı, 25 Ekim 1980 Tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi olan düzenleme, sınır aşan ebeveyn kaynaklı çocuk kaçırma olaylarına karşı oluşturulmuş uluslararası bir hukuk mekanizmasıdır.

Türkiye bakımından 1 Ağustos 2000 tarihinde yürürlüğe giren Sözleşmenin uygulanmasına ilişkin iç hukuk usulleri ayrıca 5717 sayılı Kanun ile düzenlenmiştir.

Sözleşmenin iki temel amacı vardır:

  1. Velayet veya koruma hakkı ihlal edilerek başka bir taraf devlete götürülen ya da orada tutulan çocuğun derhâl mutat mesken ülkesine dönmesini sağlamak.

  2. Taraf devletlerde mevcut velayet ve kişisel ilişki haklarının diğer taraf devletlerde etkili biçimde korunmasını desteklemek.

Sözleşmenin güncel metnine ve taraf devlet bilgilerine Lahey Uluslararası Özel Hukuk Konferansı’nın resmî sayfasından ulaşılabilir.

Lahey Sözleşmesi Bir Velayet Davası Değildir

En önemli ayrım budur: Lahey iade davasında mahkeme esas olarak “Çocuğun velayeti anneye mi, babaya mı verilmeli?” sorusuna cevap vermez.

Mahkemenin temel sorusu şudur:

Çocuk, velayet hakkı ihlal edilerek mutat meskeninin bulunduğu ülkeden başka bir ülkeye hukuka aykırı biçimde götürülmüş veya orada alıkonulmuş mudur?

İade kararı verilmesi, çocuğun velayetinin başvuruyu yapan babaya verildiği anlamına gelmez. Çocuğun mutat mesken ülkesine dönmesinden sonra velayet davası o ülkenin yetkili makamları tarafından ayrıca incelenebilir.

Sözleşme, kaçıran ebeveyni cezalandırmaktan çok, çocuk kaçırılmadan önceki hukuki ve fiilî düzeni yeniden kurmayı amaçlar. HCCH rehberleri de iade yargılamasının velayetin esasını çözmediğini; velayet ve yer değiştirme meselelerinin çocuğun mutat meskeniyle en yakın bağlantısı bulunan makamlarca değerlendirilmesini hedeflediğini belirtmektedir. HCCH Uygulama Rehberi

Uluslararası Çocuk Kaçırma Ne Demektir?

Günlük dilde “çocuk kaçırma” denildiğinde yabancı bir kişinin çocuğu zorla kaçırması anlaşılabilir. Lahey Sözleşmesi bakımından ise kaçıran kişi çoğunlukla çocuğun annesi veya babasıdır.

Uluslararası çocuk kaçırma iki şekilde gerçekleşebilir:

1. Haksız götürme

Çocuğun velayet veya koruma hakkına sahip diğer ebeveynin izni ya da mahkeme kararı olmadan başka bir ülkeye götürülmesidir.

Örneğin yabancı uyruklu anne, Türkiye’de yaşayan çocuğu “tatil yapacağız” diyerek kendi ülkesine götürür ve Türkiye’ye dönmezse şartlarına göre haksız götürme veya devamında haksız alıkoyma meydana gelebilir.

2. Haksız alıkoyma

Çocuğun başlangıçta izinle başka ülkeye götürülmesi fakat kararlaştırılan tarihte geri getirilmemesidir.

Örneğin baba, çocuğun yabancı annesiyle iki haftalığına yurt dışına çıkmasına yazılı izin vermişse bu seyahat başlangıçta hukuka uygun olabilir. Ancak anne iki haftanın sonunda çocuğu geri getirmeyeceğini bildirirse, izin süresinin dolduğu tarihte haksız alıkoyma başlayabilir.

Bu nedenle seyahat izni verilirken ülke, tarih, dönüş günü ve iznin yalnızca geçici seyahat için olduğu yazılı biçimde belirlenmelidir.

Lahey Sözleşmesinin Uygulanma Şartları

Bir çocuğun Sözleşme kapsamında iadesinin istenebilmesi için genel olarak şu şartlar aranır:

Çocuk 16 yaşından küçük olmalıdır

Sözleşme, 16 yaşını dolduran çocuklar bakımından uygulanmaz. Çocuğun iade süreci devam ederken 16 yaşını doldurması ayrıca hukuki sonuç doğurabilir.

Çocuğun mutat meskeni taraf bir devlette bulunmalıdır

Çocuğun hukuka aykırı götürülme veya alıkonulmadan hemen önceki mutat meskeni belirlenir.

Çocuğun götürüldüğü ülke bakımından Sözleşme uygulanıyor olmalıdır

Yalnızca Türkiye’nin Sözleşmeye taraf olması yeterli değildir. Çocuğun götürüldüğü devletin de taraf olup olmadığı ve özellikle sonradan katılan devletler bakımından Sözleşmenin Türkiye ile o devlet arasında yürürlük kazanıp kazanmadığı kontrol edilmelidir.

Güncel durum mutlaka HCCH taraf devlet tablosu ile doğrulanmalıdır.

Götürme veya alıkoyma, velayet hakkını ihlal etmelidir

Başvuruyu yapan ebeveynin yalnızca biyolojik anne veya baba olması her durumda yeterli değildir. Çocuğun yerleşim yerini belirlemeyi de içerebilen bir velayet veya koruma hakkına sahip bulunması gerekir.

Bu hak:

  • Kanundan,

  • Mahkeme kararından,

  • İdari karardan,

  • Hukuken geçerli bir anlaşmadan

kaynaklanabilir.

Başvuran ebeveyn hakkını fiilen kullanıyor olmalıdır

Sözleşme, götürme veya alıkoyma sırasında velayet hakkının fiilen kullanılıyor olmasını ya da götürme gerçekleşmeseydi kullanılacak olmasını arar.

“Çocuğumu her gün görmüyordum” denilmesi tek başına velayet hakkının kullanılmadığı anlamına gelmez. Çocuğun eğitimi, sağlığı, bakımı ve ikamet yeriyle ilgilenme gibi bütün olgular değerlendirilir.

Mutat Mesken Nedir?

Mutat mesken, çocuğun vatandaşlığı veya nüfusa kayıtlı olduğu yer değildir. Çocuğun hayatının fiilen merkezlendiği ülkeyi ifade eden, somut olaya göre belirlenen bir kavramdır.

Değerlendirmede şu unsurlar önem taşıyabilir:

  • Çocuğun ne kadar süredir o ülkede yaşadığı,

  • Okulu ve eğitim düzeni,

  • Konuştuğu dil,

  • Sağlık hizmetleri,

  • Sosyal ve aile çevresi,

  • Günlük yaşamının sürekliliği,

  • Ebeveynlerin taşınmaya ilişkin ortak iradesi,

  • Taşınmanın geçici mi kalıcı mı olduğu,

  • Çocuğun yaşı ve çevreyle bütünleşme düzeyi.

Örneğin Türk vatandaşı bir çocuk yıllardır Almanya’da yaşıyor, orada okula gidiyor ve günlük hayatı Almanya’da bulunuyorsa mutat meskeni Almanya olabilir. Buna karşılık çocuk kısa süreli tatil için Endonezya’da bulunuyorsa yalnızca fiziksel olarak orada bulunması mutat meskeninin değiştiği anlamına gelmez.

Bu nedenle “Çocuk Türk vatandaşıdır, o hâlde Türkiye’ye iade edilir” şeklinde otomatik bir sonuç yoktur.

Yabancı Anne Çocuğu Türkiye’den Götürürse Baba Ne Yapabilir?

Çocuğun yabancı uyruklu anne tarafından başka ülkeye götürülmesi hâlinde babanın ilk yapması gereken, kendi imkânlarıyla gidip çocuğu zorla almak değildir.

Böyle bir davranış:

  • Yabancı ülkede çocuk kaçırma suçlamasına,

  • Polis müdahalesine,

  • Babanın gözaltına alınmasına,

  • Çocuğun daha fazla örselenmesine,

  • Velayet dosyasında baba aleyhine değerlendirmeye,

  • Türkiye’deki kararların yabancı makamlar önünde etkisizleşmesine

neden olabilir.

İzlenebilecek hukuki yol genel olarak şöyledir:

  1. Çocuğun bulunduğu ülkenin 1980 Lahey Sözleşmesi bakımından durumunu kontrol etmek.

  2. Götürülme veya geri getirilmeme tarihini kesin olarak belirlemek.

  3. Bilet, pasaport, yazışma, okul ve ikamet kayıtlarını toplamak.

  4. Türkiye’deki velayet, geçici velayet veya kişisel ilişki kararlarını temin etmek.

  5. Adalet Bakanlığı merkezî makam sistemi üzerinden başvuru yapmak.

  6. Çocuğun bulunduğu ülkede gerekiyorsa uzman bir avukatla iade yargılamasını takip etmek.

  7. Türkiye’deki boşanma ve velayet dosyasına gelişmeleri derhâl bildirmek.

  8. Şartları bulunuyorsa ayrıca ceza hukuku ve diplomatik yardım yollarını değerlendirmek.

Türkiye’de merkezî makam görevi Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü tarafından, mahallî Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla yürütülmektedir. Adalet Bakanlığı – Çocuk Kaçırma ve Velayet

Başvuruda Hangi Belgeler Önemlidir?

Somut olaya göre başvuru dosyasına şu belgeler eklenebilir:

  • Çocuğun doğum belgesi ve nüfus kayıtları,

  • Anne ve babanın kimlik bilgileri,

  • Evlilik ve boşanma belgeleri,

  • Velayet veya geçici velayet kararı,

  • Kişisel ilişki kararı,

  • Çocuğun mutat meskenini gösteren okul kayıtları,

  • Sağlık ve ikamet belgeleri,

  • Uçuş ve seyahat bilgileri,

  • Anne ile baba arasındaki mesajlar,

  • Seyahat izni varsa izin belgesi,

  • Kararlaştırılan dönüş tarihini gösteren yazışmalar,

  • Çocuğun ve götüren ebeveynin olası adresleri,

  • Fotoğraflar ve iletişim bilgileri,

  • Velayet hakkının fiilen kullanıldığını gösteren belgeler.

Belgelerin yabancı dile tercümesi, onayı ve gönderim usulü başvurulan ülkeye göre değişebilir.

Bir Yıllık Süre Neden Çok Önemlidir?

Sözleşmenin 12. maddesi bakımından, haksız götürme veya alıkoymadan itibaren bir yıl dolmadan iade sürecinin başlatılması büyük önem taşır.

Bir yıl içinde başvuru yapılması hâlinde, iade şartları oluşmuşsa çocuğun derhâl iadesi temel yaklaşımdır. Bir yıldan sonra başvuru yapılması iade hakkını otomatik olarak ortadan kaldırmaz; ancak çocuğun yeni çevresine yerleştiği savunması gündeme gelebilir.

Bu nedenle ebeveynin:

  • “Biraz daha bekleyelim,”

  • “Belki kendiliğinden döner,”

  • “Aile büyükleri araya girsin,”

  • “Önce boşanma davası bitsin”

diyerek aylarca beklemesi ciddi hak kaybına yol açabilir.

Arabuluculuk veya aile içi görüşmeler yürütülse bile hukuk yolları ve süreler ayrıca korunmalıdır.

Çocuğun İadesi Hangi Durumlarda Reddedilebilir?

Lahey Sözleşmesinin amacı hızlı iadedir; ancak bu kural mutlak değildir. İade talebine karşı sınırlı istisnalar ileri sürülebilir.

Velayet hakkının fiilen kullanılmaması

Başvuran ebeveynin götürme veya alıkoyma sırasında velayet hakkını fiilen kullanmadığı kanıtlanırsa iade reddedilebilir.

İzin veya sonradan razı olma

Başvuran ebeveyn çocuğun kalıcı biçimde götürülmesine önceden izin vermiş veya sonradan açık ya da davranışlarıyla razı olmuşsa iade reddedilebilir.

Bu nedenle yazışmalarda kullanılan ifadeler çok önemlidir. “Orada kalmanız benim için sorun değil” şeklindeki bir mesaj, olayın şartlarına göre sonradan rıza iddiasına dayanak yapılabilir.

Çocuğun ağır fiziksel veya psikolojik tehlikeyle karşılaşması

Sözleşmenin 13/1-b maddesi uyarınca, iadenin çocuğu ağır bir fiziksel veya psikolojik tehlikeye maruz bırakacağı ya da katlanılamaz bir duruma düşüreceği yönünde ciddi risk varsa iade reddedilebilir.

Ancak her boşanma çatışması, ekonomik güçlük veya ebeveynler arasındaki huzursuzluk otomatik olarak “ağır risk” oluşturmaz. İddianın çocuğa yönelik ciddi tehlike düzeyine ulaşması ve somut olgularla desteklenmesi gerekir. Ayrıca mutat mesken ülkesinde çocuğu koruyacak tedbirlerin bulunup bulunmadığı da değerlendirilebilir.

Çocuğun iadeye itirazı

Çocuk, görüşlerine önem verilmesini gerektiren yaş ve olgunluk düzeyine ulaşmışsa ve iadeye karşı çıkıyorsa mahkeme bu görüşü dikkate alabilir.

Fakat yalnızca “Çocuk annesiyle kalmak istiyor” veya “Babaya dönmek istemiyor” sözü otomatik ret sebebi değildir. Çocuğun beyanının:

  • Serbest iradeye dayanıp dayanmadığı,

  • Yönlendirme bulunup bulunmadığı,

  • Gerçekten ülkeye dönmeye mi yoksa diğer ebeveynle yaşamaya mı itiraz ettiği,

  • Yaşı ve olgunluğu

incelenir.

Çocuğun yeni çevresine yerleşmesi

Başvurunun bir yıldan sonra yapılması ve çocuğun yeni çevresine yerleştiğinin kanıtlanması durumunda iadenin reddedilmesi mümkün olabilir.

Temel insan hakları ilkeleri

Talep edilen devletin insan hakları ve temel özgürlüklerin korunmasına ilişkin temel ilkeleri iadeye izin vermiyorsa Sözleşmenin 20. maddesi gündeme gelebilir. Bu istisna dar yorumlanmalıdır.

Şiddet İddiaları ve 6284 Kararları Lahey Davasını Nasıl Etkiler?

Yabancı eşle boşanma sürecinde 6284 sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma veya yaklaşmama kararı bulunması, Lahey dosyasında önemli bir olgu olabilir. Ancak her 6284 kararı otomatik olarak çocuğun iadesini engellemez.

Şu ayrımlar yapılmalıdır:

  • Tedbir yalnızca eşe karşı mı verilmiştir?

  • Çocuk da korunan kişi olarak karara dâhil midir?

  • Çocuğa yönelik somut şiddet iddiası var mıdır?

  • Tedbir ilk acil karar mıdır, yoksa deliller incelenerek mi uzatılmıştır?

  • Kararın ihlali bulunmakta mıdır?

  • Mutat mesken ülkesinde koruyucu tedbir alınabilir mi?

  • İade, çocuğu gerçekten ağır bir riske mi maruz bırakacaktır?

6284 dosyasındaki soyut bir tedbir kararı ile çocuğun ağır tehlike altında bulunduğuna ilişkin kesinleşmiş ve somut delillere dayalı tespit aynı şey değildir. Buna karşılık şiddet iddialarını tamamen önemsiz göstermek de doğru değildir. Lahey mahkemesi, çocuğun güvenliği ile hızlı iade amacını birlikte değerlendirir.

Çocuk Türkiye’ye Getirilmişse Yabancı Anne İade İsteyebilir mi?

Evet. Uluslararası çocuk kaçırma yalnızca yabancı annenin çocuğu Türkiye’den götürmesi şeklinde gerçekleşmez.

Türk baba, çocuğu yabancı ülkeden izin almadan Türkiye’ye getirirse veya izin verilen tatil süresi sonunda geri götürmezse yabancı anne de Lahey Sözleşmesi kapsamında iade başvurusu yapabilir.

Babanın:

  • Türk vatandaşı olması,

  • Çocuğun Türk pasaportu taşıması,

  • Türkiye’de ailesinin ve evinin bulunması,

  • Türkiye’de boşanma davası açması

haksız götürmeyi kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez.

Sözleşme anne veya baba arasında cinsiyete dayalı bir ayrım yapmaz. Belirleyici olan, çocuğun mutat meskeni ve ihlal edilen velayet hakkıdır.

Çocuğun Götürüldüğü Ülke Lahey Sözleşmesine Taraf Değilse Ne Olur?

Bu, yabancı evliliklerdeki en büyük risklerden biridir.

Çocuk Endonezya gibi 1980 Lahey Çocuk Kaçırma Sözleşmesine taraf olmayan bir ülkeye götürülürse, Sözleşmenin merkezî makamlar arasında iş birliği ve hızlı iade sistemi kullanılamaz.

Bu durumda:

  • Türk velayet kararı otomatik uygulanmayabilir.

  • Yabancı ülkede ayrıca velayet veya çocuk teslimi davası açılması gerekebilir.

  • Yabancı kararların tanınması ülkenin iç hukukuna bağlı olur.

  • Çocuğun yerinin tespiti güçleşebilir.

  • Süreç daha uzun ve pahalı olabilir.

  • Konsolosluk yalnızca sınırlı yardım sağlayabilir.

  • Baba, bulunduğu ülkenin hukukuna göre hareket etmek zorunda kalabilir.

Endonezya’nın Lahey Konferansına üye olması veya başka bir Lahey sözleşmesine taraf bulunması, 1980 Çocuk Kaçırma Sözleşmesine taraf olduğu anlamına gelmez. Her sözleşmenin taraf devlet listesi ayrıdır.

Bu nedenle yabancı eşin vatandaşı olduğu ülke yönünden evlilik veya boşanma süreci başlamadan şu araştırma yapılmalıdır:

  1. Ülke 1980 Sözleşmesine taraf mı?

  2. Sözleşme Türkiye ile o ülke arasında yürürlükte mi?

  3. 1996 Çocuk Koruma Sözleşmesi uygulanıyor mu?

  4. Türkiye ile ikili adli yardımlaşma anlaşması var mı?

  5. Türk velayet kararları o ülkede nasıl tanınıyor?

  6. Ebeveyn tarafından çocuk götürme o ülkede suç sayılıyor mu?

  7. Acil koruma ve sınır tedbirleri bulunuyor mu?

Boşanma Davası Açılmışken Çocuk Yurt Dışına Çıkarılabilir mi?

Boşanma davasının açılmış olması tek başına her durumda otomatik yurt dışı çıkış yasağı meydana getirmez. Çocuğun pasaportunun bulunması da diğer ebeveynin velayet ve koruma haklarını ortadan kaldırmaz.

Somut kaçırılma tehlikesi varsa aile mahkemesinden ölçülü ve gerekçeli geçici tedbirler istenebilir:

  • Geçici velayetin belirlenmesi,

  • Çocuğun yurt dışına çıkarılmasının geçici olarak sınırlandırılması,

  • Pasaportun teslimi,

  • Seyahat için diğer ebeveynin veya mahkemenin izninin aranması,

  • Kararın emniyet ve sınır birimlerine bildirilmesi,

  • Kişisel ilişkinin güvenli koşullarda düzenlenmesi.

Yurt dışına çıkışın sınırlandırılması temel haklara müdahale oluşturduğundan yalnızca soyut kuşkuya değil, somut kaçırılma tehlikesine dayandırılmalıdır.

Örneğin şu deliller önem taşıyabilir:

  • Tek yön uçak bileti,

  • Yabancı ülkede okul kaydı,

  • Ev ve iş tasfiyesi,

  • Pasaport veya vatandaşlık işlemleri,

  • “Çocuğu bir daha göremeyeceksin” mesajları,

  • Daha önce çocuğu geri getirmeme girişimi,

  • Yurt dışında kalıcı konut hazırlanması,

  • Çocuğun okul kaydının Türkiye’den alınması.

Yabancı Eşle Boşanmanın Diğer Hukuki Sonuçları

1980 Lahey Sözleşmesi yalnızca çocuk kaçırma ve kişisel ilişki boyutunda işlev görür. Yabancı evlilikte boşanmanın diğer sonuçları ayrıca ele alınmalıdır.

Boşanmanın hangi ülkede gerçekleşeceği

Eşlerin vatandaşlığı, mutat meskeni ve davanın açıldığı tarihteki yerleşim durumuna göre birden fazla ülke mahkemesi kendisini yetkili görebilir.

Aynı taraflar arasında iki ülkede dava açılması:

  • Birbiriyle çelişen kararlar,

  • Farklı velayet düzenlemeleri,

  • Farklı nafaka miktarları,

  • Yüksek tercüme ve avukatlık giderleri,

  • Tebligat sorunları

doğurabilir.

Yabancı boşanma kararının Türkiye’de geçerliliği

Yabancı ülkede verilen boşanma kararı Türkiye’de her durumda kendiliğinden bütün sonuçlarını doğurmaz. Kararın Türkiye’de tanınması veya koşullarına göre tenfizi gerekebilir.

Nüfus kaydına boşanmanın işlenmesi ile nafaka, velayet, mal paylaşımı veya çocuk teslimine ilişkin hükümlerin icra edilmesi aynı hukuki işlem değildir.

Velayet kararlarının tanınması

Türk mahkemesinin verdiği velayet kararı yabancı ülkede otomatik uygulanmayabilir. Aynı şekilde yabancı mahkemenin velayet kararı da Türkiye’de doğrudan icra edilebilir olmayabilir.

Tanıma ve tenfiz şartları:

  • İlgili uluslararası sözleşmelere,

  • İkili anlaşmalara,

  • Kararın verildiği ülkenin hukukuna,

  • Kararın kesinleşmesine,

  • Tebligat ve savunma hakkına,

  • Kamu düzenine

göre değişebilir.

Nafaka

Çocuk nafakası ve eş nafakasının hangi ülkede belirleneceği ve diğer ülkede nasıl tahsil edileceği ayrı bir uluslararası hukuk sorunudur. 1980 Çocuk Kaçırma Sözleşmesi nafaka tahsilini düzenlemez.

Mal paylaşımı

Türkiye’de bulunan taşınmazlar, yabancı ülkedeki banka hesapları, şirket hisseleri ve diğer malvarlıkları farklı ülke hukuklarına tabi olabilir. Bir ülkedeki boşanma kararının diğer ülkedeki malvarlığı üzerinde doğrudan sonuç doğuracağı varsayılmamalıdır.

Oturma ve vatandaşlık durumu

Yabancı eşin Türkiye’deki ikamet izni, aile ikameti veya vatandaşlık süreci boşanmadan etkilenebilir. Ancak göçmenlik statüsü ile velayet hakkı aynı şey değildir. Eşin ikamet izninin sona ermesi, çocuğu otomatik olarak diğer ebeveyne bırakması gerektiği anlamına gelmez.

Yabancı Evliliklerde Ebeveynlerin Yaşadığı En Büyük Zorluklar

Çocuğun nerede olduğunu öğrenememek

Eş, çocuğu götürdükten sonra telefonunu kapatabilir, adresini değiştirebilir veya akrabalarının yanında saklayabilir. Çocuğun yerinin belirlenememesi başvurunun ilerlemesini zorlaştırır.

Dil ve hukuk sistemi engeli

Ebeveyn, yabancı ülkenin dilini bilmeyebilir. Tercüme, apostil, avukat ve seyahat masrafları önemli bir ekonomik yük doğurabilir.

Çocuğun zamanla uzaklaşması

Uzun süre görüşemeyen çocuk, geride kalan ebeveynden duygusal olarak uzaklaşabilir. Çocuğun serbest iradesi ile yönlendirilmiş beyanını ayırmak gittikçe güçleşebilir.

Bir ülkedeki kararın diğer ülkede uygulanmaması

Ebeveyn elinde kesinleşmiş velayet kararı bulunduğu için çocuğu hemen alabileceğini düşünebilir. Ancak yabancı makamlar kararın tanınmasını isteyebilir veya kendi iç hukuklarına göre yeni bir inceleme yapabilir.

Ceza hukuku ile aile hukukunun karışması

Çocuk kaçırma bazı ülkelerde suç sayılırken bazılarında özellikle evlilik devam ediyorsa farklı değerlendirilebilir. Ceza soruşturması çocuğun iadesini kendiliğinden sağlamaz; bazen tarafların uzlaşmasını ve çocuğun güvenli dönüşünü daha da zorlaştırabilir.

Ekonomik güç eşitsizliği

Bir ebeveyn yabancı ülkedeki ailesinin, konutunun ve hukuk sisteminin desteğine sahipken diğer ebeveyn yüksek avukatlık ve seyahat masraflarıyla karşılaşabilir.

Çocuğun iki kültür arasında kalması

Çocuğa “Türkiye’yi mi, annenin ülkesini mi seçiyorsun?” şeklinde yaklaşılması çocuğu ağır bir sadakat çatışmasına sürükleyebilir. Hukuki sürecin amacı çocuğa ülke veya ebeveyn seçtirmek değil, güvenli ve düzenli bir yaşam sağlamaktır.

Türk Erkeklerinin Yabancı Eşle Evlilikte Önceden Düşünmesi Gerekenler

Evlilik sürerken kaçırma ihtimali varmış gibi davranmak sağlıklı değildir. Ancak uluslararası ailelerde bazı temel konuların önceden açıklaştırılması koruyucu olabilir:

  • Çocuğun sürekli yaşayacağı ülke,

  • Çifte vatandaşlık ve pasaport işlemleri,

  • Uzun süreli yurt dışı seyahatlerinde ebeveyn onayı,

  • Çocuğun okul ve sağlık düzeni,

  • Yabancı ülkede kalış süresi,

  • Ayrılık hâlinde çocuğun geçici düzeni,

  • Seyahat izninin yazılı ve tarihli olması,

  • Her iki ebeveynin güncel adres ve iletişim bilgileri,

  • Çocuğun her iki ebeveyn ve kültürle bağının korunması.

Ancak özel bir anlaşma her zaman mahkemenin çocuğun üstün yararına ilişkin değerlendirmesini ortadan kaldırmaz.

Çocuk Kaçırma Tehlikesi Varsa Yapılmaması Gerekenler

  • Çocuğun pasaportunu gizlice yok etmek,

  • Eşi tehdit etmek,

  • Çocuğu okuldan habersiz almak,

  • Karşı tarafın telefonunu veya hesaplarını hukuka aykırı biçimde izlemek,

  • Yürürlükteki 6284 kararını ihlal etmek,

  • Çocuğu yabancı ülkeden gizlice geri kaçırmaya çalışmak,

  • Sosyal medyada çocuğun kimlik ve konum bilgilerini yayımlamak,

  • Çocuğa diğer ebeveyni kötülemek,

  • Aile görüşmeleri devam ediyor diye hukuki süreleri kaçırmak,

  • Yalnızca konsolosluğun çocuğu getirip teslim edeceğini düşünmek.

Konsolosluklar bilgi ve yönlendirme sağlayabilir; fakat yabancı bir ülkenin mahkeme ve polis yetkilerinin yerine geçerek çocuğu zorla alıp Türkiye’ye getiremez.

Babanın Dosyasında En Sık Yaptığı Hatalar

  1. Çocuğun götürülmesine ilişkin ilk yazılı delilleri saklamamak.

  2. Götürme tarihi ile haksız alıkoymanın başladığı tarihi ayırmamak.

  3. Seyahat iznini belirsiz ve süresiz vermek.

  4. Aylarca aile büyüklerinin çözmesini beklemek.

  5. Yabancı ülkenin Sözleşmeye taraf olduğunu kontrol etmemek.

  6. Yalnızca Türk vatandaşlığına güvenmek.

  7. İade davasını velayet davası gibi yürütmek.

  8. Öfkeli mesajlarla şiddet veya tehdit iddiasına yeni delil oluşturmak.

  9. Çocuğu kendisi geri kaçırmaya çalışmak.

  10. Türkiye’deki boşanma dosyası ile yabancı ülkedeki süreci birlikte yönetmemek.

  11. Çocukla iletişim ve bakım bağını gösteren belgeleri toplamamak.

  12. Çocuğun her görüşünü yönlendirme olarak nitelendirip duygularını yok saymak.

Çocuğun Üstün Yararı Nasıl Korunmalıdır?

Uluslararası çocuk kaçırma davalarında anne veya babanın kazanmasından önce çocuğun korunması gerekir.

Çocuğun üstün yararı bakımından:

  • Çocuk tarafların mesaj taşıyıcısı yapılmamalı,

  • Diğer ebeveyne karşı sorgulanmamalı,

  • Dava belgeleri çocuğa okutulmamalı,

  • Ülke veya ebeveyn seçmeye zorlanmamalı,

  • Görüşmeler güvenli ve düzenli yürütülmeli,

  • Okul, sağlık ve psikolojik destek kesintiye uğratılmamalı,

  • Çocuğun görüşü yaşına ve olgunluğuna uygun yöntemle alınmalı,

  • Gerekiyorsa sınır ötesi görüşme için görüntülü iletişim düzenlenmelidir.

Çocuğun “gitmek istemiyorum” beyanı ne otomatik olarak reddedilmeli ne de tek başına davanın sonucu yapılmalıdır. Beyanın hangi şartlarda oluştuğu uzmanlarca değerlendirilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

Yabancı anne çocuğu kendi ülkesine götürebilir mi?

Annenin yabancı ülke vatandaşı olması, çocuğu diğer ebeveynin velayet hakkını ihlal ederek kalıcı biçimde götürme yetkisi vermez. Ortak velayet veya diğer ebeveynin çocuğun ikametini belirleme hakkı bulunuyorsa rıza ya da mahkeme izni gerekebilir.

Çocuğun pasaportu varsa anne tek başına çıkarabilir mi?

Pasaportun bulunması, seyahatin aile hukuku bakımından hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. Sınır kapısında çıkışın fiilen mümkün olması ile diğer ebeveynin velayet hakkının ihlal edilmesi farklı konulardır.

Boşanma davası açılmadan da Lahey başvurusu yapılabilir mi?

Evet. Lahey başvurusu için mutlaka boşanma veya kesinleşmiş velayet kararı bulunması gerekmez. Velayet hakkı doğrudan kanundan kaynaklanabilir.

Velayet annedeyse baba başvuru yapabilir mi?

Bu durum kararın içeriğine ve mutat mesken ülkesinin hukukuna bağlıdır. Babanın yalnızca kişisel ilişki hakkı bulunması ile çocuğun ikametini belirlemeye katılma hakkına sahip olması arasında fark vardır. Kişisel ilişki hakkının korunması için Sözleşmenin 21. maddesi kapsamında yardım istenmesi de gündeme gelebilir.

Çocuk Türk vatandaşıysa mutlaka Türkiye’ye iade edilir mi?

Hayır. Vatandaşlık tek başına belirleyici değildir. Çocuğun haksız götürülmeden önceki mutat meskeni esas alınır.

Anne çocuğu tatil için götürüp dönmezse ne olur?

Verilen iznin kapsamı ve dönüş tarihi önemlidir. İzin süresi bittikten sonra geri dönmeme, haksız alıkoyma oluşturabilir.

Bir yıl geçerse başvuru yapılamaz mı?

Başvuru yine yapılabilir. Ancak bir yıldan sonra çocuğun yeni çevresine yerleştiği savunması gündeme gelebilir. Bu nedenle gecikmeden hareket edilmelidir.

İade kararı velayetin babaya verildiği anlamına gelir mi?

Hayır. İade kararı, çocuğun mutat mesken ülkesine dönmesini sağlar. Velayetin esası ayrıca karara bağlanır.

Çocuk geri dönmek istemezse ne olur?

Çocuğun yaşı, olgunluğu, beyanının serbestliği ve neye itiraz ettiği incelenir. Çocuğun görüşü önemli olabilir; fakat her durumda tek başına belirleyici değildir.

Götürülen ülke Sözleşmeye taraf değilse ne yapılabilir?

Lahey iade sistemi kullanılamaz. Yabancı ülkenin iç hukukuna göre dava, tanıma veya koruma başvuruları gerekebilir. Türk makamları ve konsoloslukla iletişim kurulmalı; ilgili ülkede uzman avukat desteği alınmalıdır.

Baba gidip çocuğu kendisi alabilir mi?

Mahkeme ve makam kararı olmadan çocuğu zorla veya gizlice almak ciddi hukuki ve cezai risk doğurur. İkinci bir çocuk kaçırma olayı meydana getirilmemelidir.

Sonuç

Yabancı eşle evliliklerde boşanmanın en ağır sonucu, çocuğun bir ebeveyn tarafından başka ülkeye götürülmesi ve geride kalan ebeveynle bağının kesilmesidir. 1980 Lahey Sözleşmesi bu olaylarda güçlü bir iade mekanizması sunar; ancak Sözleşme bir velayet davası değildir ve her ülke bakımından uygulanmaz.

Türk babalar açısından temel kurallar şunlardır:

  • Çocuğun vatandaşlığından önce mutat meskenini değerlendirin.

  • Yabancı ülkenin Sözleşme durumunu resmî tablodan kontrol edin.

  • Seyahat izinlerini ülke ve dönüş tarihiyle yazılı hâle getirin.

  • Çocuk götürülürse bir yıllık süreyi beklemeden harekete geçin.

  • Velayet ve bakım hakkını fiilen kullandığınızı gösteren kayıtları koruyun.

  • Şiddet, tehdit veya 6284 tedbiri doğurabilecek davranışlardan kaçının.

  • Çocuğu kendiniz geri kaçırmaya çalışmayın.

  • Türkiye’deki boşanma dosyası ile uluslararası iade sürecini birlikte yönetin.

  • Çocuğun üstün yararını, anne veya babanın kişisel mücadelesinin önünde tutun.

Uluslararası aile uyuşmazlıklarında birkaç haftalık gecikme dahi çocuğun yerinin değiştirilmesine, yeni çevreye yerleşmesine ve ebeveyn-çocuk bağının zayıflamasına neden olabilir. Bu nedenle somut olay; çocuğun yaşı, mutat meskeni, velayet düzeni, gidilen ülke ve mevcut mahkeme kararları birlikte incelenerek yönetilmelidir.


Hukuki bilgilendirme notu: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Her ülkenin taraflık durumu, Türkiye ile sözleşme ilişkisi ve iç hukuku değişebileceğinden somut olayda güncel resmî kayıtlar ile uzman hukuk desteği esas alınmalıdır.