Çocuğa Anneanne, Babaanne veya Hala Bakıyorsa Velayet Değişir mi?

Çocuğa Anneanne, Babaanne veya Hala Bakıyorsa Velayet Değişir mi?


Anahtar kelimeler: Çocuğa anneanne bakıyorsa velayet, babaanne velayet alabilir mi, hala çocuğun velayetini alabilir mi, velayetin değiştirilmesi, velayetin kaldırılması, vasi atanması, fiilî bakım veren kişi

Anne veya babanın çalışırken aile büyüklerinden destek alması, tek başına velayetin değiştirilmesini gerektirmez. Ancak çocuk uzun süredir anneanne, babaanne veya hala yanında yaşıyor; beslenme, okul, sağlık ve günlük gözetim tamamen bu kişi tarafından yürütülüyorsa artık “aile desteği” değil, velayet görevinin fiilen üçüncü kişiye bırakılması tartışılır.

Bu durumda mahkeme, velayet kararında yazılı olan ebeveynden çok çocuğun gerçek yaşam düzenini araştırır: Çocuk nerede yaşıyor, okula kim götürüyor, hastalandığında kim ilgileniyor, öğretmenlerle kim görüşüyor ve çocuğun duygusal ihtiyaçlarını gerçekte kim karşılıyor?

Velayet ile günlük bakım aynı şey midir?

Velayet yalnızca çocuğun resmî işlemlerinde imza atma yetkisi değildir. Çocuğun:

  • Bakımı ve gözetimi,

  • Eğitimi ve okul takibi,

  • Sağlığının korunması,

  • Yerleşim yerinin belirlenmesi,

  • Bedensel ve psikolojik gelişiminin desteklenmesi,

  • Hukuki işlemlerde temsil edilmesi

velayet kapsamındadır.

Türk Medeni Kanunu’nun 339 ve devamı maddelerine göre anne ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini gözeterek gerekli kararları almak ve uygulamakla yükümlüdür. Velayet hükümleri kamu düzenine ilişkindir; hâkim yalnızca tarafların iddialarıyla bağlı kalmayarak gerekli araştırmayı kendiliğinden yapabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı

Aile büyüğünden destek almak velayet kaybına yol açar mı?

Hayır. Anneanne, babaanne, dede, hala veya teyzenin çocuğa yardımcı olması normal aile dayanışmasıdır. Ebeveynin çalıştığı saatlerde çocuğu okuldan almak, birkaç saat gözetmek veya belirli günlerde bakım desteği sunmak tek başına velayet değişikliği sebebi değildir.

Hukuki sorun, yardımın süreklilik kazanarak ebeveynin yerine geçmesiyle başlar.

Şu durumlar birlikte bulunuyorsa velayet görevinin fiilen üçüncü kişiye bırakıldığı ileri sürülebilir:

  • Çocuk sürekli aile büyüğünün evinde yaşıyorsa,

  • Velayet sahibi ebeveyn başka şehirde bulunuyorsa,

  • Çocuğun okul ve sağlık takibini aile büyüğü yapıyorsa,

  • Çocuk geceleri sürekli üçüncü kişinin yanında kalıyorsa,

  • Ebeveyn çocukla yalnızca ara sıra görüşüyorsa,

  • Maddi ve manevi ihtiyaçlar esas olarak üçüncü kişi tarafından karşılanıyorsa,

  • Diğer ebeveynle ilişkiyi aile büyüğü kontrol ediyor veya engelliyorsa,

  • Velayet sahibi ebeveyn önemli kararlara dahi fiilen katılmıyorsa.

Mahkeme tek bir olaya değil, bakım düzeninin süresine ve bütününe bakar.

1. Çocuğun bakımının tamamen üçüncü kişiye bırakılması velayet değişikliği sebebi midir?

Evet, olabilir; fakat otomatik olarak velayet değişmez.

Velayet sahibi ebeveynin çocuğu zaman zaman anneanneye veya babaanneye bırakması yeterli değildir. Ancak bakımın uzun süre tamamen üçüncü kişi tarafından yürütülmesi, Türk Medeni Kanunu’nun 183. maddesi kapsamında yeni ve esaslı bir durum olarak değerlendirilebilir.

Mahkeme iki konuyu birlikte araştırır:

  1. Velayet sahibi ebeveyn görevlerini fiilen yerine getiriyor mu?

  2. Velayetin diğer ebeveyne geçirilmesi çocuğun üstün yararına mı?

Dolayısıyla “çocuğa anneanne bakıyor” iddiası tek başına yeterli değildir. Bunun süresi, kapsamı ve çocuğa etkisi kanıtlanmalıdır.

2. Yardım almak ile velayet görevini devretmek arasındaki sınır nedir?

Sınır, çocuğun gerçek ve sürekli bakım sorumluluğunun kimde olduğuna göre belirlenir.

Aile desteği sayılabilecek durumlar

  • Ebeveyn çalışırken çocuğu okuldan aile büyüğünün alması,

  • Çocuğun haftada birkaç saat aile büyüğünün yanında kalması,

  • Hastalık veya geçici zorunluluk nedeniyle kısa süreli bakım verilmesi,

  • Ebeveynin kararları almaya ve çocuğun hayatını takip etmeye devam etmesi.

Velayetin fiilen bırakıldığına işaret edebilecek durumlar

  • Çocuğun aylarca veya yıllarca başka evde yaşaması,

  • Okul kayıt ve toplantılarını aile büyüğünün takip etmesi,

  • Doktor randevularına sürekli aile büyüğünün götürmesi,

  • Ebeveynin çocuğun eğitim ve sağlık durumunu bilmemesi,

  • Çocuğun günlük ihtiyaçlarının tamamen üçüncü kişi tarafından karşılanması,

  • Ebeveynin başka şehirde yaşaması ve çocukla düzenli temas kurmaması.

Belirleyici olan, bakım desteğinin miktarı değil; ebeveynin velayet sorumluluğunu hâlen etkin biçimde kullanıp kullanmadığıdır.

3. Diğer ebeveyn çocuğa bakabilecek durumdayken çocuk neden akrabada bırakılıyor?

Bu soru velayet davasının en önemli noktalarından biridir.

Velayeti kendisinde olmayan anne veya baba:

  • Çocuğa uygun bir konuta sahipse,

  • Çalışma düzeni bakıma elverişliyse,

  • Çocuğun okul ve sağlık ihtiyaçlarını karşılayabilecekse,

  • Çocuk için güvenli ve istikrarlı bir plan sunabiliyorsa,

  • Çocuğun kendisiyle yaşamasına engel somut bir risk bulunmuyorsa,

çocuğun sürekli üçüncü kişi yanında bırakılması velayetin diğer ebeveyne verilmesi lehine önemli bir olgu oluşturabilir.

Ancak mahkeme yalnızca biyolojik ebeveyn olmayı yeterli görmez. Velayeti isteyen tarafın gerçekçi bir bakım planı sunması gerekir:

  • Çocuk nerede yaşayacak?

  • Mevcut okuluna devam edebilecek mi?

  • Ebeveyn çalışırken çocukla kim ilgilenecek?

  • Sağlık ve ders takibi nasıl yapılacak?

  • Diğer ebeveynle ilişki nasıl korunacak?

  • Kardeşler ayrılacak mı?

Diğer ebeveyn çocuğa bakmaya hazır değilse veya çocuk için ciddi risk oluşturuyorsa velayet ona verilmeyebilir.

4. Çocuğun başka şehirde aile büyüğünün yanında yaşaması velayet değişikliği sebebi midir?

Tek başına başka şehirde yaşamak kesin sonuç doğurmaz. Fakat çocuğun uzun süredir başka şehirde aile büyüğünün yanında yaşaması, orada okula gitmesi ve günlük bakımının tamamen o kişi tarafından karşılanması güçlü bir durum değişikliği göstergesidir.

Mahkeme şu konuları araştırır:

  • Bu düzen geçici mi, kalıcı mı?

  • Çocuk kaç aydır veya yıldır orada yaşıyor?

  • Velayet sahibi ebeveyn çocukla ne sıklıkta görüşüyor?

  • Okul ve sağlık kararlarını kim alıyor?

  • Çocuğun resmî adresi ile fiilî adresi aynı mı?

  • Diğer ebeveynle kişisel ilişki uygulanabiliyor mu?

  • Çocuk bu düzen hakkında ne düşünüyor?

  • Yer değişikliği çocuğun eğitim ve sosyal hayatını nasıl etkileyecek?

Velayet sahibi bir şehirde, çocuk başka şehirde sürekli yaşıyorsa velayetin yalnızca kâğıt üzerinde kullanıldığı ileri sürülebilir.

5. Anneanne, babaanne veya hala diğer ebeveynle görüşmeyi engellerse kim sorumludur?

Mahkeme kararının uygulanmasından öncelikle velayet sahibi ebeveyn sorumludur. Çocuğa fiilen bakan aile büyüğünün görüşmeleri engellemesi, velayet sahibinin bilgisi veya onayı dâhilindeyse bu davranış velayet sahibi ebeveyne karşı değerlendirilebilir.

Özellikle:

  • Çocuğun teslim edilmemesi,

  • Telefon ve görüntülü görüşmelerin engellenmesi,

  • Çocuğun adresinin gizlenmesi,

  • Görüşme günü başka yere götürülmesi,

  • Diğer ebeveyn hakkında çocuğa olumsuz telkinde bulunulması,

  • “Çocuk istemiyor” denilerek hiçbir çözüm üretilmemesi

kişisel ilişkiyi engelleme iddiasına dayanak olabilir.

TMK m.182 uyarınca mahkeme, kişisel ilişki kararının gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak şartıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder. Bununla birlikte velayet değişikliği, aile büyüğünü veya ebeveyni cezalandırmak için değil, çocuğun üstün yararını korumak için uygulanır.

6. Çocuk anneanne, babaanne veya halayla yaşamak isterse ne olur?

İdrak çağındaki çocuğun görüşü alınmalıdır. Ancak çocuğun aile büyüğüyle yaşamak istemesi, velayetin doğrudan o kişiye verilmesini sağlamaz.

Mahkeme şu ihtimalleri araştırır:

  • Çocuk aile büyüğüne güçlü ve sağlıklı bir bağ mı kurmuştur?

  • Anne veya babadan korkmasına neden olan somut bir olay var mıdır?

  • Çocuk ebeveynlerden biri tarafından yönlendirilmiş midir?

  • Aile büyüğünün yanında sınırsız ve kuralsız yaşadığı için mi orayı tercih etmektedir?

  • Anne veya babayla uzun süre görüşemediği için yabancılaşma mı oluşmuştur?

  • Ebeveyne dönüş çocuğun psikolojik durumunu olumsuz etkiler mi?

Çocuğun görüşü önemli bir delildir fakat hâkimi otomatik olarak bağlamaz. Görüşün yaşa, olgunluğa ve üstün yarara uygunluğu uzman aracılığıyla değerlendirilir.

7. Anneanne, babaanne veya hala doğrudan velayet alabilir mi?

Hayır.

Türk hukukunda velayet anne ve babaya özgü bir kurumdur. Çocuğun velayeti doğrudan anneanneye, babaanneye, halaya, teyzeye, amcaya veya dayıya verilemez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E.2011/12018, K.2011/22739 sayılı kararında da babaanneye velayet verilmesinin mümkün olmadığı; gerekli şartlarda çocuğa vasi atanabileceği belirtilmiştir. Karar özeti

Bu nedenle aile büyüğünün kullanabileceği yollar şunlardır:

  • Çocuğun korunması için ilgili kurumlara bildirimde bulunmak,

  • Aile mahkemesinden koruyucu önlem alınmasını istemek,

  • Anne ve babanın yetersizliği hakkında delilleri bildirmek,

  • Velayetin kaldırılması sonrasında vesayet makamınca vasi olarak atanmayı talep etmek,

  • Şartları varsa çocukla kişisel ilişki kurulmasını istemek.

Aile büyüğünün çocuğa yıllarca bakmış olması onu kendiliğinden veli yapmaz.

8. Velayetin değiştirilmesi ile velayetin kaldırılması arasındaki fark nedir?

Bu iki dava birbirinden farklıdır.

Velayetin değiştirilmesi

Velayet bir ebeveynden alınarak diğer ebeveyne verilir. Bunun için:

  • Koşullarda önemli değişiklik bulunması,

  • Mevcut düzenin çocuğun yararını yeterince korumaması,

  • Diğer ebeveynin velayeti kullanmaya uygun olması,

  • Değişikliğin çocuğun üstün yararına hizmet etmesi gerekir.

Velayetin kaldırılması

Velayetin kaldırılması daha ağır bir tedbirdir. TMK m.348 kapsamında anne veya babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka yerde bulunması ya da benzeri sebeplerle görevini gereği gibi yerine getirememesi veya çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi ve yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması hâlinde gündeme gelebilir.

Velayetin kaldırılması için daha hafif koruyucu tedbirlerin yetersiz kalması gerekir. Her iki ebeveyn de velayet görevini yerine getiremiyorsa çocuk vesayet altına alınır ve vesayet makamınca vasi atanır.

Velayetin kaldırılması, anne ve babanın çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma yükümlülüğünü sona erdirmez.

9. Çocuğa fiilen bakan aile büyüğü sosyal incelemeye dâhil edilmeli midir?

Evet. Çocuğun gerçek yaşam düzeni inceleniyorsa fiilî bakım veren kişi ve yaşanılan konut da değerlendirilmelidir.

Sosyal incelemede yalnızca anne ve babayla görüşülmesi yeterli olmayabilir. Uzmanların mümkünse:

  • Çocuğun fiilen yaşadığı konutu,

  • Evde yaşayan kişileri,

  • Çocuğun uyuma ve çalışma alanını,

  • Aile büyüğünün sağlık ve bakım kapasitesini,

  • Okula ulaşım düzenini,

  • Çocuğun aile büyüğüyle bağını,

  • Anne ve babanın bakım sürecine ne ölçüde katıldığını,

  • Diğer ebeveynle ilişkinin desteklenip desteklenmediğini

incelemesi gerekir.

Eksik inceleme yapılmışsa mahkemeden ek sosyal inceleme raporu, ev incelemesi veya yeni uzman heyeti talep edilebilir.

10. Geçici bakım ne zaman kalıcı düzene dönüşür?

Kanunda “üç ay veya altı ay sonra kalıcı sayılır” şeklinde kesin bir süre bulunmamaktadır. Her olay kendi koşullarına göre değerlendirilir.

Şu unsurlar geçici bakımın kalıcı düzene dönüştüğünü gösterebilir:

  • Çocuğun eğitim yılı boyunca aile büyüğünde kalması,

  • Okul kaydının o adrese göre yapılması,

  • Velayet sahibinin başka şehirde sürekli yaşaması,

  • Çocuğun bütün günlük ihtiyaçlarının aile büyüğü tarafından karşılanması,

  • Ebeveynin bakım sürecine uzun süre dönmemesi,

  • Geçici olduğu söylenen durum için belirli bir bitiş tarihinin bulunmaması.

Mahkeme başlangıçtaki açıklamadan çok dava tarihindeki gerçek durumu ve çocuğun geleceğine yönelik planı esas alır.

Aile büyüğü hangi davayı açabilir?

Anneanne, babaanne veya hala, “velayetin bana verilmesi” talepli dava açamaz. Çünkü velayet üçüncü kişiye verilemez.

Somut duruma göre şu yollar değerlendirilebilir:

Çocuk tehlike altındaysa

Aile mahkemesine, Cumhuriyet savcılığına, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne veya kolluğa bildirim yapılabilir. TMK m.346 ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık veya barınma tedbirleri gündeme gelebilir.

Diğer ebeveyn çocuğa bakabilecek durumdaysa

Velayeti kendisinde olmayan anne veya baba, aile mahkemesinde velayetin değiştirilmesi davası açabilir. Aile büyüğü bu davada bildiği olayları ve elindeki delilleri sunabilir; gerektiğinde tanık olarak dinlenebilir.

Her iki ebeveyn de çocuğa bakamıyorsa

Velayetin kaldırılması ve çocuğun vesayet altına alınması gündeme gelir. Velayet kaldırıldıktan sonra vasi, vesayet makamı tarafından atanır. Aile büyüğü vasi olmaya uygun olduğunu bildirerek atanmayı talep edebilir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının vesayet rehberi de velayet ve vesayet arasındaki bu ayrımı açıklamaktadır. Vesayet İşlemleri Rehberi

Velayetin değiştirilmesi davasını kim açabilir?

Kural olarak velayeti kendisinde olmayan anne veya baba, velayet sahibi ebeveyne karşı aile mahkemesinde dava açar.

Dava dilekçesinde şu hususlar gösterilmelidir:

  1. Önceki velayet kararının mahkemesi, tarihi ve dosya numarası,

  2. Karardan sonra meydana gelen yeni olaylar,

  3. Çocuğun ne zamandan beri üçüncü kişi yanında yaşadığı,

  4. Günlük bakımın gerçekte kim tarafından yürütüldüğü,

  5. Velayet sahibinin çocuğa ne ölçüde katıldığı,

  6. Mevcut düzenin çocuğa somut etkileri,

  7. Davacının çocuğa sunacağı bakım ve yaşam planı,

  8. Velayet değişikliğinin neden çocuğun üstün yararına olduğu.

Hangi mahkeme görevlidir?

Velayetin değiştirilmesi ve kaldırılması taleplerinde görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Somut dosyada yetkili mahkeme; tarafların ve çocuğun yerleşim yeri, önceki kararın niteliği ve talep türüne göre ayrıca belirlenmelidir.

Hangi deliller kullanılabilir?

Çocuğun üçüncü kişi yanında yaşadığını gösterebilecek başlıca deliller şunlardır:

  • Nüfus ve adres kayıtları,

  • Okul kayıtları ve veli görüşme belgeleri,

  • Öğretmen ve rehberlik servisi yazışmaları,

  • Hastane, reçete ve randevu kayıtları,

  • Çocuğun kim tarafından okula getirildiğine ilişkin kayıtlar,

  • Çocuk teslim merkezi tutanakları,

  • Taraflar arasındaki hukuka uygun mesajlar,

  • Seyahat ve konaklama kayıtları,

  • Sosyal inceleme raporu,

  • Tanık anlatımları,

  • Fotoğraf ve videolar,

  • Aile ve Sosyal Hizmetler kayıtları,

  • Uzman veya psikolog değerlendirmeleri.

Deliller hukuka uygun elde edilmelidir. Gizlice şifre kırılması, özel hesaba izinsiz girilmesi veya sistematik gizli kayıt yapılması ayrıca hukuki ve cezai sorun doğurabilir.

Tanıklara hangi sorular sorulmalıdır?

Tanığın genel değerlendirme yapması yerine somut bilgi vermesi sağlanmalıdır:

  • Çocuk hangi tarihten beri sizin evinizde kalıyor?

  • Haftada kaç gece burada uyuyor?

  • Okula kim götürüp getiriyor?

  • Veli toplantılarına kim katılıyor?

  • Hastalandığında doktora kim götürüyor?

  • Velayet sahibi ebeveyn çocukla haftada kaç gün görüşüyor?

  • Çocuğun masraflarını kim karşılıyor?

  • Ödev ve ders takibini kim yapıyor?

  • Diğer ebeveyn aradığında çocukla görüştürülüyor mu?

  • Bu bakım düzeninin ne zaman sona ermesi planlanıyor?

  • Velayet sahibi ebeveyn hangi şehirde ve hangi adreste yaşıyor?

  • Çocuğa ilişkin önemli kararları gerçekte kim alıyor?

Bu sorular “çocuğa kim daha çok bakıyor?” şeklindeki soyut tartışmayı somutlaştırır.

Mahkeme hangi araştırmaları yapmalıdır?

Velayet davalarında hâkim gerekli gördüğü araştırmaları kendiliğinden yapabilir. Özellikle:

  • Anne ve babanın yaşam koşulları,

  • Çocuğun fiilen yaşadığı ev,

  • Aile büyüğünün bakım rolü,

  • Çocuğun okul ve sağlık durumu,

  • Ebeveynlerin çalışma saatleri,

  • Çocuğun diğer ebeveynle ilişkisi,

  • Kardeşlerin durumu,

  • İdrak çağındaki çocuğun görüşü,

  • Uzman raporlarının güncelliği ve yeterliliği

değerlendirilmelidir.

Sadece “çocuk uzun süredir anneanne yanında ve düzeni bozulmasın” denilerek karar verilmesi yeterli değildir. Bu düzenin nasıl oluştuğu, çocuğun anne ve babasıyla bağlarına etkisi ve gelecekte sürdürülebilir olup olmadığı da araştırılmalıdır.

Çocuğa yıllardır aile büyüğünün bakması o kişiye otomatik hak kazandırır mı?

Hayır. Uzun süreli bakım, aile büyüğünü otomatik olarak veli veya vasi yapmaz. Ancak çocukla aile büyüğü arasında güçlü bir duygusal bağ kurulmuşsa mahkeme bu bağı görmezden gelemez.

Velayet diğer ebeveyne verilse bile çocuğun yararı gerektiriyorsa aile büyüğüyle ilişkinin korunması değerlendirilebilir. TMK m.325, olağanüstü hâller mevcutsa ve çocuğun yararına uygunsa diğer kişilere, özellikle hısımlara çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteme imkânı tanır.

Anneanne veya babaanne nafaka isteyebilir mi?

Aile büyüğünün çocuğun günlük giderlerini karşılaması, velayet hakkı doğurmaz. Ancak çocuğun bakım ve eğitim giderlerinden esas olarak anne ve baba sorumludur.

Çocuğa fiilen bakan kişinin yaptığı masrafları hangi hukuki yolla talep edebileceği; velayet, vesayet, nafaka kararı ve masrafların hangi koşullarda yapıldığına göre değişir. Bu konu, velayet davasından ayrı bir alacak veya nafaka değerlendirmesi gerektirebilir.

Velayetin kaldırılması hâlinde dahi anne ve babanın çocuk giderlerine katılma yükümlülüğü devam eder.

Sık yapılan hatalar

Bu dosyalarda en sık yapılan hatalar şunlardır:

  • Aile büyüğünün doğrudan velayet alabileceğini düşünmek,

  • Geçici yardımla sürekli bakım devrini birbirine karıştırmak,

  • Yalnızca “çocuğa başkası bakıyor” demek ve tarih sunmamak,

  • Diğer ebeveynin bakım planını açıklamamak,

  • Çocuğu aile büyüğünden aniden koparmayı istemek,

  • Çocuğun görüşünün alınmasını talep etmemek,

  • Fiilî bakım verilen evin sosyal incelemesini istememek,

  • Okul ve sağlık kayıtlarını toplamamak,

  • Velayet değişikliğini ebeveyni cezalandırma aracı olarak sunmak,

  • Velayetin değiştirilmesiyle kaldırılmasını birbirine karıştırmak.

Sonuç: Çocuğa gerçekte kim bakıyor?

Anneanne, babaanne veya halanın çocuğa destek olması tek başına velayet değişikliği sebebi değildir. Ancak velayet sahibi ebeveyn yalnızca resmî kayıtlarda veli görünürken çocuğun bütün günlük hayatı üçüncü kişi tarafından yürütülüyorsa mahkeme bu fiilî düzeni araştırmalıdır.

Bu durumda üç ihtimal vardır:

  1. Aile büyüğü yalnızca destek sağlıyorsa: Velayet değişmeyebilir.

  2. Velayet sahibi bakım görevini bırakmış, diğer ebeveyn uygunsa: Velayet diğer ebeveyne verilebilir.

  3. Anne ve babanın ikisi de uygun değilse: Velayet kaldırılarak çocuk vesayet altına alınabilir ve vasi atanabilir.

Sonuç, aile büyüğünün çocuğu ne kadar sevdiğine veya hangi ebeveynin daha fazla suçlandığına göre değil; çocuğun güvenliğini, eğitimini, sağlığını ve duygusal gelişimini hangi düzenin en iyi koruyacağına göre belirlenir.

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Velayet davalarında çocuğun yaşı, mevcut karar, fiilî bakım süresi ve deliller sonucu doğrudan etkilediği için somut dosya ayrıca değerlendirilmelidir.